7 Ekim 2012 Pazar

Alleeph Shufuck



Edebiyat severlerin(!) bildiği adı ile Elif Şafak. Bu abla kadar başarılı birkaç proje daha var bu ülkede. İsmail YK, Nihat Doğan vs. Bunlar gayet başarılı bir proje. Biraz da Türk toplumunun IQ seviyesini ortaya döken projeler. Neyse, konumuz Alleeph Shufuck. Onun üzerinden gidelim. Bizim insanımız toz pembe şeyleri sever. Araştırmayı sevmez. Acılı şeylere bayılır. Küçük Emrah filmleriyle büyüyen bir neslin bu tarz şeyler okuması elbette yadırganamaz ancak…

                Ablanın son romanı İskender nam-ı diğer “İnci Gibi Dişler”  intihal ile suçlandı. Öncelikle oradan başlayayım. İntihal, bir alıntıyı kaynak göstermeden ya da tırnak içinde kullanmadan ortaya koymak demektir. Yani  “bana ait” der gibi. Halk arasında çalmak fiili. Hırsızlık eylemi. Ancak demokratik! Basın organları bunu pek dile getirmediler. Çalmak, ağır bir fiildir. Bazı şeylerin bedeli de ağır olur. Bu “intihal” ağır bir bedelle ödenmeliydi. Eh, tabii cemaatin bir bireyi olarak pek kimsenin sesi çıkmadı. Çıkanlar da susturuldu. En başa dönmek istiyorum, biraz daha karmaşık düşüncelerimi yazmak.

                Alleeph Shufuck, herkesçe aşikâr olarak bilinen ancak nedense kendisinin pek kabul etmeye yanaşmadığı bir şekilde “cemaat” bireyidir. Şu son dönemlerde Türkiye Cumhuriyetine konuşlanmış, çağlar boyu sömürmesi en kolay olgulardan biri olan din kavramının ardına saklanan, kapitalist oluşumun “ablalar” diye sıfatlandırılan dişi bir bireyidir. Günümüzde de malum, eğer cemaat bireyi isen arkan çok sağlamdır, kimse sana dokunamaz.
“Teşkilattanız mübarek!”

                Yarın öbür gün bu ülke elden gidecek. Bu çok doğal bir durum olarak karşılanmalı artık. Verdiğiniz %47 oylar başınıza ne çoraplar örecek, bunu gelecek dönemler içinde göreceksiniz. İşte o dönemlerin en harlı olduğu zamanlarda bu abla Kültür Bakanlığına getirilmezse ben bir şey bilmiyorum. Komplo değil komple teorim bu benim. Aranızda Mevlana okuyan var mıdır bilemem. Ben Mevlana’yı birey olarak sevmem. Sevmek zorunda da değilim. Ancak edebi anlamda mükemmele yakın işleri var. Bütün bunları bir okuyucu olarak söylüyorum. Kaldı ki sağlam bir okuyucuyumdur. Mevlana’nın eserleri hakkında biraz bilgisi olan bir okuyucu, bu ablanın yazdığı romanların pek çoğunun bu Mevlana eserlerinden derlemeler olduğunu görebilir. Yani daha anlaşılır bir şekilde söyleyecek olursak eğer,  özet çıkartmış. Hala var mı bilmiyorum, ben ortaöğretimde okurken öğretmenlerimiz bize bir roman okuyup bunun özetini çıkartmamızı isterdi. İşte ablamız bu ödevlere hala devam etmekte.

Kendisi müthiş bir projedir.

                Maalesef. Edebiyattan para kazanmak, kazandırmak benim çok zoruma gidiyor. Neden bilmiyorum ama para kirli bir şey gibi geliyor bana. Ve edebiyat parayla kirletilemeyecek kadar temiz. Türkiye’de sanırım kitap satın alma yaşı 13-24 arası. Yani bu trafikteki yoğun kitlenin yaş aralığı bu. 24’den yukarısı ülke şartlarındaki ekonomik sıkıntıların içinde boğuluyor zaten. Her neyse. Ben sanmıyorum ki bu ablayı aklı başında, gerçekten edebiyatı bilen, tanıyan okurlar alıp okusun. Alıyorlarsa da bu eminim ki bir kitapla sınırlı kalmıştır. Alleeph, yazardan çok bir tüccardır. Garip bir aşk hikâyesi yazar. Acı kokan. Milyarlık şarapları içerken acaba bu garip aşk hikâyeleri geliyor mudur aklına? Gerçi “abiler” onun şarap içmesine müsaade ediyor mudur o da var.

500 bin kitap satmak insanı başaralı kılmaz. Daha çıkmadan 200bin sipariş almak da marifet değil. Kaldı ki 200bin satılan kitap, çalmak eylemine maruz kalmıştır. Şu anda satışı kaç oldu bilemem. Ancak 200bin kişi net olarak aptal yerine kondu. Ve kimseler de sesini çıkartmıyor işin ilginç yanı. Tepkisini gösteren yok. Bu kadar koyun bir millet olmuşuz demek ki. Garip. Çok garip.

                Şu da var bakın. Hadi bu ablayı yazar olarak kabul ediyoruz. İsmi Elif Şafak’tır. Avrupa’da yayınlanan kitaplarındaki ismi Elif Shafak. Bu bence rezalettir. Bir insanın benliğini değiştirmesidir. Para uğruna. Hani o bizden biri ya. Avrupa’da da onlardan biri kılığına giriyor. Bence bir insan isminden taviz vermemelidir. Uganda’da dahi olsa o kitabın yazarının adı Elif Şafak olarak anılmalı. İsimleri mutasyona uğratmaya lüzum yoktur. Belki de badem bıyıklı abileri öyle istemiştir, bilemeyiz tabii bunu. Dini imanı görünürde İslam, içeriden para olan insanların ne yapacağı belli olmaz elbette.

                Bakın, çok yazık. Cidden çok yazık. Bu tür insanlara primler vermek. Evet, okurlar verdirtiyor. Trilyonlar dökerek pazarlama tekniklerini icra ediyor bu abla. Billboardlardaki reklamlar vs. kolay değil bunlar ve az para da. D&R mağazalarından herhangi bir tanesinin camına orta çaplı bir afiş asmak 1000 $ kaldı ki bu abla billboardlara asıyor. Metrolara, otobüs duraklarına. Aa pardon! Billboardlar, metrolar, otobüs durakları Büyükşehir belediyesine ait. Belediyenin de kimlerin elinde olduğu malum. Şöyle olabilir, reklamlar bedava ancak gelirler cemaat kasasına. Evet, kesinlikle böyle.
                Roman bana kalsa en uzak çocuğudur edebiyatın. Basit çünkü icra etmek. Yani o kadar da basit değil elbette. Basit deyip bir kenara da atılmaz ama. En basiti şiirin yanında çocuk kalır roman. Bu abla romanı daha da basitleştiriyor. Yazdıkları bir şey ifade etmeyen, basit, bayağı cümleler. Eh, okuma alışkanlığı pek olmayan insanımızda çok etkili şeyler yazdığını zannediyor. Eğer edebi olarak ufkunuzu açmak istiyorsanız gidin Küçük İskender okuyun, gidin Cemal Süreya okuyun, gidin Murat Uyurkulak okuyun, gidin Hakan Günday okuyun. Ancak sanatçı olarak kendini tanıtan, belli olmaz diye “intihal” yapan tüccarları okumayın!
Bu intihal olayı da aslında çok acıklı. Ne kadar da rahat yapılmış. Nasılsa Türkiye’de ki okur çakmaz mevzuyu. Çünkü okumuyor fazla. Nereden bilsin ki Zadie Smith’i… Ama bu defa bok çukuruna düştü sanırım Alleeph abla. Gerçi hemen örtbas edildi. Çünkü Doğan Kitap zarar eder. Büyük sermaye olmak böyle bir şey işte.

Biz de mi badem bıyık bıraksak ne yapsak? 

Batuhan Dedde

2 yorum:

  1. herşeyin ört bas edilmesi artık çok alışılagelmiş birşey. Tezkere, balyoz, zamlar, şehitlerimiz, en pahalı benzin filan .. diyoruz ki oyu düşer artık yaa kesin düşer bu kadarına artık millet yeter der. Ama yok suratımıza sıçsa yüzümüzü yıkar bir bildikleri var deyip yine oyumuzu veririz. o yüzden artık acımıyorum herşey müstahak bu millete.

    YanıtlaSil