15 Ekim 2012 Pazartesi

God Is The Master Of Kung Fu


Aslına bakarsan hepimiz sakat ürünleriz. Defolu. Kim bilebilir ki? Belki de öve öve bitiremediğimiz, şöyle güzel, böyle harika diye methiyeler düzdüğümüz bu gezegen, tanrısal olarak defolu ürünlerin koyulduğu bir tezgahtır. Bunun gerçek olma olasılığının olmadığını kim söyleyebilir ki?

İyi de, kim bu üzerimizdeki defoyu bırakan? Bazılarımız yaradılıştan defolu. Ucuz yedek parça, malzemeden çalma falan. Tanrı hırsızlık yapmaz mı sanıyorsunuz? Hafızanı kurcalasana bir... Kaç tane hayal kırıklığın var, kaç hayalini çaldı. Kaç gece oturup salya sümük ağladın, dua ettin. Büyük ihtimalle istediğin şey o kadar basit bir şeydi ki. Şu samanyolunu, şu galaksiyi yaratan bir kudret için burnunu karıştırmak kadar kolaydı istediğin. Ama ne oldu? Daha bok oldu her şey değil mi? Daha önce bir yerlerde yazmıştım,  tam olarak hatırlayamasam da şu minvalde bir şeylerdi; "Tanrı, ejderha işlemeli kırmızı ipek gömlek giyer. Sen geceleri gözyaşları içinde yalvarırsın. O yattığın yere, sana doğru bakar. Purosundan bir nefes çeker, gözlüklerini takıp arkasını döner ve gider. "

Şimdi oturup sorun kendinize, hırsız kim? Neden çaldı? Neden çaldırdım? Ne kadar aptalım? Ne kadar zeki taklidi yapıyorum? Hatalarımdan neden ders almıyorum? Kalbimi neden bu kadar ısrarlar kırıyorlar? 

Geç aynanın karşısına sor bunları.

Neyse ya. Çok elim ayağım titriyo, gerçekten. Fazla uzatamıycam. Çok uzun uzun şeyler yazasım vardı aslında, başka zaman artık.

Umarım hepimiz ölürüz.

Batuhan Dedde 

1 yorum: