9 Kasım 2012 Cuma

İnsan Hayatında Tekrarlanan Sahneler


Her insanın hayatında böyle sahneler var mutlaka. Genel olarak bunlar; üzüntü, mutluluk, ölüm, yaşam, doğum vs…

Neyse işte.

1 Kasım 2012. Kuzenimi kaybettim, etimden tırnağım söküldü, ağzımdan dişim. Böyle şeyler oldu. Önemliydi Utku benim için. Çok önemliydi hem de. Ama kaybettim. Ondan önce başka önemli birini daha kaybettim, yaşarken kaybettim onu. Utku ise öldü. Diğeri hala yaşıyor. Neyse. Hayat o kadar kısa, o kadar kısa ki. Yaşanılmayacak kadar kısa, direnmeyi gerektirecek kadar hevesli. Garip bir işleyişi var. Bence kimseyi üzmeyin. Mutlu olmaya bakın. Çünkü bir gün bir bakıyorsun ki üzerine toprak atıyorlar küreklerle. Utku öldüğünde 27 yaşındaydı. Yaşlı olsa bu kadar üzülmezdim. Ölüm bana doğal gelir. Ama yaşlıların ölümü. Madem ki hayatın kuralı, insanlar doğar, yaşar ve ölür. Bırakalım ve insan yaşasın. 27 yaşında bir insan henüz o kadar da çok yaşamamıştır.

Neyse, Allah rahmet eylesin…


Hepimizin tekrar eden acıları vardır mutlaka. Hep aynı sahneler. Tekrar ederler. Çok da benzer bu acılar hiç tanımadığımız insanların acısına. Bir yerlerde yazmıştım, her insan bir diğerini taklit eder acı çekerken, diye…

Utku’nun cenazesi birçok şeye vesile oldu. Eve gittim, akrabalarımın yanında oldum, annemin, babamın vs…

Annemlerin evinin balkonu var. O balkon hayatımda çok önemli bir yer kaplıyor. Bir gün başarılı biri olursam, öldükten sonra belgeselimi falan yaparlarsa mutlaka o balkona yer versinler. Ciddiyim.

Lise 1’e başladım. Oldum olası hüzünlü bir çocuktum hep. Gece beklerdim annemler uyusun da balkonda sigara içeyim. Balkonun camından yağmuru izlerdim, sigara içerdim. Üşürdüm bir yandan da. O balkonda çok aşk acısı çektim, o balkonda çok kalbimin kırıklarına üfledim, o balkonda çok dost kazıklarını düşündüm. O balkonda hayatı sorguladığım oldu binlerce kere. Seneler geçti, ben büyüdüm. Balkon hala aynı balkon. Cadde biraz değişti. Sokak lambaları aynı. Ağaçlar aynı. Birkaçı eksildi ama aynılar. Yine yağmur yağdığında sarı sokak lambalarına bakıyorum, izliyorum. Yine rüzgar esiyor, üşüyorum. Yine sigara içiyorum.

Dün de öyle bir geceydi işte. Balkona çıktım. Biraz farklıydı bu sefer. Sigarayı daha rahat içiyordum çünkü. Kimsenin uyumasını beklemeden içebilirdim ama bilinçaltımda yer etmiş işte. Herkes uyuduktan sonra çıktım balkona. Kulaklığımı taktım. Gemide çalıyor. Yaktım sigaramı. Camı da açtım. Yağmur yağıyordu. Sarı sokak lambasına baktım. Yine rüzgar esti. Taa Lise yıllarıma kadar gittim. Düşünerek geldim bugüne. Her şeyi detaylıca düşündüm. Bütün elemlerimi. Bütün kalp kırıklarımı. Ne kadar basit harcamışım kendimi oysa, bozuk bir para gibi. Kendime hiç şans tanımamışım. Verdiğim tavizler hep başkalarına dair olmuş, onlar da mahvedip gitmişler. Aşklar, dostlar, arkadaşlar… Ah ne yazık… Ne yazık kendime. Müzik bir yandan kulağımdan içeri akıyor ta kalbime kadar… Bir yandan rüzgar vuruyor yüzüme, öte yanda çocukluğum çarpıyor duvarlara, o ambiyans o kadar elemliydi ki… Bir ara kendimden nasıl geçmişim bilmiyorum. Avucum acıyor diyorum kendi kendime. Birkaç dakika sürdü bu acı. Sonra bir baktım ki sigarayı avucuma değdiriyormuşum meğersem. Oha dedim kendime. Oha. Bir de o balkondan gökyüzü net görünüyor, yıldızlar falan. Bendeki kederi hesap edebilseydim dün hemen arkasından atomu bile parçalayabilirdim. Buna inanmıştım…

Sonra düşündüm. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, neler yaşarsa yaşasın, neler olursa olsun, bazı sahneler var… Onlar hiç değişmez. Hep tekrar eder. Sıkıcı da değildir nedense. Hep kendine has bir dinamiği var. Dün öyle bir sahnenin içindeydim işte bende. Çok garip oldum. Çok garip hissettim. Ölmek değildi, yaşamak değildi. Yani ne ölmeyi düşündüm o balkonda dün gece, ne de yaşamayı. Arafta sıkışıp kaldım. Düşüncelerim sıkışıp kayboldu, varlığım sanki toz olup uçtu gitti avuçlarımdan.

Neyse işte öyle.

Gidin mutlu olun. Mutlu olabileceğiniz şeyler bulun. Saplanmayın. Hayat o kadar kısa ki... Kibrit çöpü kadar.

Bak bu da bölüm sonu canavarı. Esaslı parçadır.


Batuhan Dedde

Fotoğraf: Fotoğraf*

3 yorum:

  1. Ağzına sıçayım Dedde. . Ağladım burada.

    YanıtlaSil
  2. balkon bölümünü okurken, karşıma geçmiş bana beni anlatıyormuşsun gibi hissettim... efes'in 'dedde okurken içilesi' adlı bir kutusu olması gerekiyor. amınakoyim,o balkon şuan karşımda bana sırıtıyor. ne biçim adamsın

    YanıtlaSil
  3. Çokça etkileyici...

    YanıtlaSil