22 Şubat 2013 Cuma

Bakma Sen Bana, Ben Tıbben Mümkün Değilim


+Kendine niye yapıyorsun bunu?

…………

+Kendine niye yapıyorsun bunu?

……….

+Kendine niye yapıyorsun bunu?

……..


Az önce yukarıdaki spotta bir adamın ayna karşısında konuşmasını okudunuz.

Evet, kendime niye yapıyorum bunu? Bu kadar dert edinecek ne var bu avradını siktiğimin dünyasında ulan? Diye bağırıyorum kendime son zamanlarda. Ve ekliyorum; geberip gideceksin bir gün, siktir et dibine kadar yaşa, tadını çıkart en acısının da en tatlısının da…

Ayıp ediyorum kendime. Cidden ayıp ediyorum. Benim kendime ettiğimi Amerika dünyaya etmiyor. Yazık. Bir insan göz göre göre bilinçli bir şekilde hayatına neden bozuk para muamelesi yapar ki?

Kendimden endişe duymaya başladım artık, zihnimden korkuyorum. Gerçekten korkuyorum. Bunu laf olsun diye demiyorum belki de şu anda böyle bunu yaparak üstü kapalı bir şekilde yardım dileniyorum gibi ama durum bu. Zihnimden korkuyorum, onun istediği şeylerden korkuyorum, gözümün önünde oynattığı sinemaskoptan korkuyorum. Karanlık şeyler sunuyor çünkü bana. Acaba ciddi anlamda bir akıl sağlığı bozukluğu mu yaşıyorum? Olabilir kuzucuğum, hayatta her şey mümkündür bana göre.

İçimde adını koyamadığım bir şeyler var. Zihnimde, göğsümde falan. Fırtına değil bu. Bunalım da değil. Başka bir şey bu meret. Nasıl desem… Piyanodaki akordu kopmuş tek tuşum işte.

Halbuki ne güzel şeyler oluyor, bir şeyleri başarıyorum falan ama. Ne bileyim eksik bi taraflar var. Keşke bir uyuşturucu olsa, içsem ve 40 yıl falan uyusam. Ne güzel olur. Varsa öyle bir uyuşturucu bilen, duyan, gören…

Geçenlerde götün birini dövmüştüm. Birilerinin bir şeyleri mi ne çıkmıştı, bayağı bir tehdit ettiler, silah göstermeler falan. O ibnelerden de bir ses çıkmadı, nasıl da umutlanmıştım belalı biri çıktı da sonunda öldürüp çöp tenekesine atacaklar diye ama o ibnelerden de bir ses çıkmadı. Eğer burayı okurlarsa onlara diyorum bunu; “Ananızı bacınızı sikim lan sizin o kadar tehdit ettiniz bir sikim yapmadınız orospu çocukları, götünüz yiyorsa öldürürsünüz oğlum beni.”

Biri bana bunları dese az bir şey kinim bile olsa gidip öldürürdüm. Delikanlı olan yapar bunu.

Günlük tutuyorum kendime. Epey zamandır… Bir gün o günlükleri okursanız, çok önemli olduğunu düşündüğüm şeyler var orada, hiç kimsenin bilmediği, bilenlerin ise sadece yüzeysel olarak bildiği mevzular. Günlüğe şeffaf davranıyorum, çektiğim otuz birden, karıştırdığım burnuma kadar yazıyor. O kadar şeffaf. Dolayısı ile ben öldükten sonra insanların eline geçmesini istiyor, buna özen gösteriyorum. Utandığımdan ya da utanacağımdan falan değil ha. Günlüğün kültürüne uygun bir durum çünkü bu. Ben yaşıyorken okuduktan sonra ne anlamı kalır ki?

Neyse.

Zihnimden korkuyorum diyordum. Karanlık şeyler dolanıyor çünkü içinde. Siktir olup gitmiyorlar da, siyah, yoğun bir duman gibi çöktüler, elimi sağa sola sallayıp o dumanı dağıtıyorum ama elimi indirdiğim anda tekrardan çöküyorlar zihnimin içine. Ve sonsuza kadar sallayıp da dumanı dağıtacak kadar güçlü kas yapısına sahip ellerim yok. Yoruluyorum. Yorgunum…

Ne olacak böyle bilmiyorum hiç. Bu yol nereye gider, nerede biter, bu karanlık yolda hiç sokak lambası yok mu? Hiç durak yok mu? Hiç bilmiyorum. İnsem şu binekten karanlık bir tarlanın ortasında, zaten yolum kayıp, iyice kaybolacağım gibime geliyor…

Zihnimden korkuyorum…

Tanrım ateşle oynadım bana pansuman yap.

Neyse.

Furkan Çalışkan’ın çok harika bir satırı ile bitirelim;

Bakma sen bana, ben tıbben mümkün değilim…

Her şeyi özetlemiş değil mi?

Al bu da bölüm sonu canavarı;

bölüm sonu canavarı olarak seçtim çünkü başka bir gezegene aitmişim de, yurdundan sürgün yaşıyormuş gibi bir ruha sahibim.


Batuhan Dedde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder