15 Nisan 2013 Pazartesi

Erdoğan Bayraktar vs İnsanlık


14 Nisan günü saat 21:15 falan. Facebook’ta bakınıyorum… Anasayfamda bir video gördüm, tıkladım.
Keşke tıklamasaydım. O kadar pişman oldum ki. Daha önce hırsımdan bu kadar ağlamamıştım. Çok gözyaşı döktüm. Şu anda da bunları yazarken ağlıyorum bir yandan.

İsmini bilmiyorum, yaşını, kim olduğunu falan. Edirne’de bir kardeşimiz. Bugün pek çoğunuz görmüşsünüzdür mevzuyu. Erdoğan Bayraktar denilen bir şeyin, insanoğlunun karanlık ve ilkel taraflarını bir kez daha bize kanıtladığı mevzu…



Erdoğan Bayraktar denilen şey, aslında partisine, kabinesine, başbakanına ve bu  unsurlara yakışır bir hareket sergilemiştir. Bu oluşuma ait A’dan Z’ye bütün bireylerin, istisnası olmadan barındırdığı zihniyet budur.

Bak video budur, gerçi birkaç güne kalmaz bütün sosyal medyadan uçar bu videolar ama...

O kızın, kardeşiniz olduğunu düşünün, ablanız olduğunu, sevgiliniz, karınız olduğunu. Ne kadar canınız yanıyor değil mi? Ben onu tanımıyorum, hayatımda ilk defa gördüm. Ve tarif edemeyeceğim kadar yandı canım. Kalbinin kırıklığı ses tonunda o kadar bağırıyor ki, o kadar içten ağlıyor ki… Pek çoğunuz onun yaptığı hareketi yapmazdı eminim. Ben olsam yapmam mesela. Gidip de bakana demem. Ama nasıl çaresiz kaldıysa, yardım istedi. Ah be güzel kardeşim. Ah… Keşke yapmasaydın diyorum ama seni o kadar iyi anlıyorum ki, çaresizlik işte. İnsana yanlış kapılar da çaldırıyor maalesef. Benim kalbim de en az onun kadar kırıldı izlediğimde görüntüleri. Ettiğim küfürlerin haddi hesabı yok. Hala düşündükçe göğsüm daralıyor.

Nasıl da sevimli biri. Konuşurken kullandığı kelimelerden, kurduğu cümlelerden belirli bir birikime sahip olduğu belli olan bir kardeşimiz. Öyle üzüldüm ki, ses tonundaki o kalbi kırılmışlığa öyle alındım ki orada olsam böyle koşup sımsıkı sarılırdım ona. Çok ciddi söylüyorum. Suç onda değil ama…

Bu zihniyeti oluşturan unsurlara oy veren orospu çocuklarında. Evet, hepiniz net orospu evladısınız oy verdiyseniz. Benim kendi akrabalarım da dahil!


O etrafında korumaları olan kel şeyi, -şey diyorum çünkü başka bir sıfat bulamıyorum- kim bakan yaptı acaba? Cevabı belli zaten de… Bunlar alışkın tabii, onlara göre bu hareket normal biad ve sadaka kültürü ile yetiştiklerinden. Son derece doğal bir davranış. O kardeşimin hatası, bu varlıkların insanlık barındırdığını düşünüp yardım istemesi.

Allah belanızı versin ne diyeyim ki?
  
Ya bir şeyler yazmak istiyorum ama yazamıyorum biliyor musun? O kızın sesindeki kırılmışlık, çaresizlik beynimde yankılanıyor… Nasıl da içten ağlıyor…

Ve o kel adamın parayı zorla eline sıkıştırması, suratına bakmaması, kullandığı kelimeler…

Ve o kızın namazdan çıktıktan sonra parayı o şeyin eline geri tutuşturduktan sonra kurduğu cümleler, benim kalbime kazındı resmen. Çok ağladım.

Allah belanızı versin.

İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım, görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.

Allah’ım ya… Güzel kardeşim benim. En az senin kadar ağlıyorum bende şu anda…

Keşke bu kardeşimize ulaşabilsek, böyle aramızda para toplasak, ilacını alsak, bulsak bir boklar yapsak işte. O da bizi kardeşi olarak kabul etse keşke. Yapar mı bilmiyorum böyle bir şey, ulaşabilir miyiz falan. Ama ben çok mutlu olurum bunu yapabilirsem, bize bunu yapmamız için müsaade ederse. Bir paket az sigara içerim günde, canı sağ olsun onun gerçekten çok samimi söylüyorum.

Şu anda cebimde 207 tl var. Direkt 200’ünü koyarım ortaya.


Bu kardeşimiz Edirne’de oturuyor…

Yok mu acaba onu tanıyan, bilen, eden… Üniversite okuyormuş. Kardeşleri olarak işte bir boka yaramış oluruz biz de, ben kendi adıma konuşayım kendimi bir işe yaramış hissedip mutlu olurum en azından ve onunla da tanışmış olurum, çok güzel yürekli bir dostum olmuş olur.

Bulabilsek ya o kızı? Yok mu Edirne’den kimseler? Arasalar tarasalar, üniversite okuyormuş işte. Ben kendim mi gitsem n’apsam… Okulda soruştursam bulurum herhalde. O derece kırdım kafayı yani. Ciddi ciddi gitmeyi düşünüyorum.

Müteahhitlik yapan, hayatında işçileri sömürmekten başka bir bok yapmamış, vizyonu dar olmasını bırak, bir vizyonu bile olmayan cahil cühelayı tutup da bakanlık mertebesine koyarsan, böyle dağıtır işte kendini. Sen git inşaatlarla ilgilen, insanlık senin ilgi alanın değil demek ki. Sanırım iyi biat etmiş ki, şu anda bulunduğu mevkiyi kazanmış. Kimin eteklerini öptü acaba, kimlerin karşısında el pençe durdu, onurunu ayaklar altına altı, boyun eğdi.

Bir keresinde başbakanının suratına proje dosyasını fırlatmasını gururla anlatmıştı zaten. Tabii dediğim gibi bunlarda biat kültürü olduğundan normal böyle şeyler.

O kel adam için istediğim şey;

Umarım bir kızı vardır ya da değer verdiği birileri. Öyle bir hastalığa yakalansın ki, gerçek anlamda cami avlularında medet dilensin, yerlerde sürünsün. Kanserin kaç çeşidi varsa yakalansın. Kan kanserinden kurtulsun, akciğer kanserine yakalansın, akciğerden kurtulsun, cilt kanserine yakalansın. Ömür boyu bu tür şeylerle uğraşmak zorunda kalsın.

Bir de videonun sonunda pişkin pişkin diyor ki; “Biz yardım etmek istedik yanlış anladı.

Ulan…

İlaçlarını bulamadığı için senden yardım isteyen birinin cebine 200-300 TL sıkıştırıp kameraların önünde “kendin al ilaçlarını” gibi ifadeler kullanırsan eğer…

Hay bin bela ya sinirlerim tavan yapıyor düşündükçe.

Allah belanızı versin.

O kıza sarılıp da gel yavrum deyip, kameraların uzağında bir yerlerde oturup derdini dinlesen, yardımcı olsan ne olurdu? Bataklığın içindeki çiçek olurdun o kabinede, bu halkın gözünde. Ama bunu yapmaya yetecek kadar insanlık barındırmadıktan sonra bir şey bünyesinde… Normal o yüzden.

Keşke darbe falan olsa, gerçekten böyle halk bir ayaklansa bunların kelleleriyle top oynasak sokaklarda. Al sana Türkiye Baharı!

Bunların ilk vukuatı değil tabii.

Daha önce biri vatandaşına takla attırmıştı, öteki benzin pahalılığı konusunda "halk bisiklete binsin" dedi, bir diğeri şeker hastası olduğu için tüketmesi gereken gıdaların pahalı olduğunu söyledi ve cevap olarak “az ye” diye karşılık verdi, bir başkası “yat, lüks değildir” dedi, bir başkası da çıkıp açlık sınırının 985 tl olduğu bir memlekette  “800 tl çok iyi para” dedi… 

Sizinle resmen taşak geçiyorlar. Evet bunun en net ifadesi budur. Taşak geçmek. TAŞAK GEÇMEK. TA-ŞAK GEÇ-MEK. Ki en büyük taşak geçme mevzusu da yukarıda dediğim gibi, açlık sınırının 985 tl olduğu bir memlekette asgari ücretin 800 tl bile olmayışıdır. 

Anladın?

Bu memleket çok daha kötü yönetimler gördü belki ama bu kadar zulüm görmedi hiçbir zaman…

Bunlar Allah, Kitap, Din, İman diye yırtınıyorlar her yerde ama yaptıkları zulüm? Allah’ın başka bir kitabı var da biz mi bilmiyoruz? Orada mı yazıyor bunlar?
Hiç de kimse uyanmıyor mu arkadaş ya? Bu adamlar böyle böyle diyorlar ama buna uygun davranmıyorlar, bir çarpıklık var diye kimse düşünmüyor mu?

Ben başka bir yaşamın olduğuna inanan biriyim. Cennet, cehennem var yani benim düşünceme göre. Ben cennete giremem sanırım ama öyle bir şey olursa sırf bunların kazanlarda yanarken çığlıklarını, pişmanlıklarını ve acılarını görmek için hemen yan kazanlarında yanmaya razıyım. Cidden.


Bak ben Müslümanım diyordum, ama öyle utanıyorum ki artık bunlar yüzünden. Cidden. Soğudum her şeyden. Allah kavramından soğudum, “Müslüman” kelimesinden soğudum.

Geçen günlerde de bir video izledim, Mısır’da gündüz vakti meydanda Hristiyan bir kadına tecavüz ediyorlar, tecavüz net bir şekilde yok izlediğim videoda ama kadının altındaki pantolonu falan çıkartıyorlar onlarca erkek. Sonra video bitiyor zaten. Hadi iyimser bir götoğlanı gibi düşünelim, tecavüz yok. Onlarca erkeğin arasında yerlerde sürüklenen, altındaki pantolonu zorla çıkartılan kadının psikolojisi? Oradaki senin anan da olabilir, ablan da, sevgilin de, amcanın kızı vs de… Nasıl hissediyorsun bunlardan birini o kadının yerine koyduğunda?

Şu videoda işte... Allahu ekber nidalarıyla savunmasız bir kadını, daha da önemlisi bir insanı bu hale sokuyorlar. Sorsan hepsi cihad yapıyor...



Yarın öbür gün bu ülkede de bunlar olmayacak mı sanıyorsun? Sanmaya devam et bakalım, altından pantolonunu çekerlerken şimşekler çakar beyninde ama çok geçtir vakit…

Şimdi kimse bana kalkıp da demesin, gerçek Müslümanlık bu değil, bunlar şöyle böyle diye. Bu adamların ortaya attığı Müslümanlık kavramına harfiyen inanan 45-50 milyon insan var bu ülkede. Ve tiksindirici bir boyuta geldi bu artık.

Ve o kardeşimiz oradan ağlayarak uzaklaşırken arkasından köpek gibi koşan gazeteciler. Bir haber çıkartacağım diye, o kızın kalbinin kırıklığına aldırmayan, mekanik, iktidar köpeği adamlar…

Hep diyorum; Medya, gazetelerin bilmem kaç kupona yemek takımı verdiği zamanlarda halkın yanındaydı, şimdi değil…

Neyse…

Son olarak,

Cidden, Edirne’den birileri bu kardeşimize ulaşsa, kardeşimiz de bizi sahiden kardeşi olarak görse de hep beraber taşın altına elimizi soksak, yardımcı olmaya çalışsak… Ne güzel olur bence, ben çok mutlu olurum kendi adıma söylediğim gibi.

Edirne’li biri varsa, ne olur lan! Ne olur yalvarıyorum amına koyim bulun şu kızı, konuşalım, yardımcı olmaya çalışalım…

İnsanlık konusunda kırılan hayallerini ve kırılan kalbini tamir edemeyiz belki ama çaresizliği bol bol tatmış insanlar olarak işin bu kısmını paylaşabiliriz kendisiyle…

Güzel kardeşim benim… Seni kalbini kıranın ta amına koyim, canımsın.  

Sonradan Düzeltik:

Dilek Özçelik, Trakya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 3. Sınıf...

Aga nolur biri ulaşsın Dilek kardeşime be..


Batuhan Dedde

1 yorum:

  1. ayın birinde maaş alıyorum çok bir şey değil ama asgari ücret işte bende katkıda bulunmak istedim gerçek ve samimi duygularım bunlar. yazını okudum çok sert geldi ama tabi ki doğru yazmışsın. ulaşılırsa bana da ulaşırsınız elimden geleni yapmaya çalışırım

    YanıtlaSil