15 Mayıs 2013 Çarşamba

Kırılış Destanı


Türk destanlarını bilmeyen yoktur herhalde. Yaradılış, Türeyiş,
Göç falan… Ben de bir gün Kırılış Destanı yazacağım.

Kendi bireysel tarihimde o kadar çok devir kapatıp açtım ki, bunları siyasi bir alanda yapsam dünyanın amına koyardım sanırım. İyi kötü bilemiyorum ama tarihe damgamı kesinlikle vururdum. Bunu biliyor ve bundan eminim. Ve bazıları da o kadar yakın aralıklarla oldu ki örneğin 1 yıl içinde sağlam bir şekilde 2-3 farklı radikal karar alıp hayatımı yerinden oynattım. En sonuncusu buraya, Eskişehir’e yerleşmekti. Bundan oldukça memnunum. Bütün bu devirler başlangıç ve sonlandırma aşamalarına kadar kontrolüm dışında oldu. Cidden. Dış etkenlerle açıldı devirler, dış etkenlerin beni çok çok fazla zorlamasıyla da son buldu. İstisnasız böyle bu. Hayatımı yazsam roman falan olmaz belki ufak bir öykü kitabı çıkar ama yaşadıklarımı yazsam, roman kalınlığında bir kitap olabilir, evet. Roman olur mu bilmem. Ben bu konuda istekliyim de ama erken daha. 25 yaşındaki bir adamın otobiyografik bir roman yazması, hoş bir şey değil bence. Ki zaten sonbahar döneminde çıksın diye yazdığım roman çeyrek otobiyografik sayılır. Bir gün aniden öleceğim, bir ara fırsatını bulayım da başlayayım ben bu otobiyografi mevzusuna, ölürsem birileri devam ettirir yarım kalanı.
Niye böyle olduğuna dair bir fikrim yok, deyim yerindeyse götümün kaşıntısından başımı belaya sokmadım. Bunu yaptığımda oldu ama şu radikal kararlarımın ortaya çıkmasını sağlayacak kadar şeyler değil. Sanırım tanrı tarafından özel bir muameleye dahilim. Bazan böyle düşünüyorum. Biz bununla uğraşalım bakalım ne kadar sabredebiliyor falan diye düşünüyorlar bulutların üstünde gibi.

Severek yaptığım işlerde başarılı olduğumu düşünüyorum. Çünkü yapmayı istemek içimden bir yerlerden geliyor. Hiçbir dış etkeni düşünmeden, sadece içimden geldiği gibi. Biliyorsunuz, eski hafızım. Hafızlık eskimez diyorlar ama eski dememin sebebi şu anki yaşantım. Düşünüyorum, bu yolda devam etseydim bugün sahip olduğum okur kitlesinden çok daha fazlasını başka bir alanda elde etmiş olurdum. Ciddiyim. İyi bir hafızdım. Büyük kitleleri etkileyecek basamaklara gelmiş olurdum şimdiye. Ama istemedim. Bu benim kendi irademle tercih ettiğim bir şeydi, kendi irademle de vazgeçtim bundan. Sonuçlarını düşünmeden. Zaten sonuçları başlangıçtan önce tasarlarsan bir arpa boyu yol alamazsın hiçbir alanda. Ben şimdi kitaplar yazıyorum. Hedefim de bu yönde. Yine büyük kitleleri etkilemek, başka bir araçla. Dini kısım daha kolay yapılabilir bir şeydi çünkü ülkenin durumunu biliyorsunuz artık söylemeye gerek yok. Karısının peygamber olduğunu iddia eden Doçent Doktorlar mevcut. Dumlupınar Üniversitesinde böyle bir durum vardı, inanmayanlar google’dan bakabilir. Ben sanırım zor olanı seçtim ama güzel olanı bana göre. Çok tatlı oğlum bir bilseniz.


Facebook hesabım facebook yönetimi tarafından inaktif edilmiş. Sebebi ise Sahte Ad Kullanımı olarak gösterilmiş. Açılır mı bilmiyorum ben gerekli bağlantıları yaptım, beklemedeyim. Açılmazsa yeni bir hesap açarım bu problem değil ama ne güzel oldu var ya kafamı dinliyorum. İşe gidip geliyorum. Daha önce arada bir gidip garson olarak yardımcı olduğum barda şu anda barmen olarak çalışıyorum. Eğlenerek, severek. Bu yüzden koşa koşa gidiyorum iş yerine. Normalde de tembel bir adamımdır he. Başka bir işim olsa yataktan küfrederek kalkarım ama dediğim gibi, mutlu olduğum yere severek gidiyorum…

Böyle hareketleri hiç sevmem bana çok acayip gelir ama bir tavsiye vereyim. Yaz geliyor, aranızda illa ki tatil yapacaklar var. Ben geçen yaz yapamadım bunu, çünkü farklı alemlerdeydim. Param da yoktu zaten. Sanırım bu yaz da yapamıycam büyük ihtimalle. Bu sefer normal alemlerdeyim ama yine param olmayacak ahaha. Neyse, tatile gidecekler… Eğer gerçekten dinlenmek için tatile gitmek istiyorlarsa Marmara Adası/Çınarlı Köyüne gitsinler. Görsünler tatil nasıl oluyor. Bodrum, orası burası gibi bir yer değil asla. Gece hayatı yok denecek kadar az. Köyde zaten yok, Merkez’de de birkaç tane club var. Ama köyde çok huzur bulursunuz söyleyeyim, en az bin yıllık çınar ağaçlarıyla dolu ve sessizlik, huzur. Oh mis gibi ya. İt kopuk da yok zaten hep aileler gelir genelde. Hatun düşüremezsiniz. Bunun için gidecekseniz gitmeyin. Bence sevgilisi olan alsın sevgilisini gitsin, yemin ediyorum oradan taptaze dönüyor insan. Son 5 yıldır geçen yıl hariç her yaz oraya gittim. Süper şarj oluyor insan.

Neyse. En başta devir demiştik.

O kapılar kapanırken çok sancılı şeyler oluyor hayatımda, ruhumda. Aylarca süren bir güneş tutulmasına maruz kalmış gibi oluyor hayatım. Yine o aşamalardayım ben. Kapılar gıcırdamaya başladı. Sanki kapanacaklar gibi. Sonra ben biraz daha eksileceğim. Hay sikeyim! Olsun istemiyorum böyle şeyler, eksilmek istemiyorum.

Bi de ne biçim yalnızlık bu lan. Çok değişik yani… Bütün gün insanların içindeyim ama başka gezegenden gelmiş bir canlı gibi sadece etrafımı izlemek istiyorum, bunu yapıyorum da. Niye böyle oluyor bilmem…

Artık biliyorsunuz, Kırık Kalp Sendromu diye bir hastalık mevcut. Duygusal durumların insanın fizyolojisine etki ettiği bilinmekteydi ancak bunun nasıl olduğunu bulamıyorlardı, sonunda onu da bulmuşlar. Ben daha birkaç gün önce öğrendim. Üzüntü anında salgılanan hormonlar, kalbe yığıldığı zaman kalp kendini kapatıyor ve zaman içinde bu tekrarlandıkça kalbin fizyolojik yapısı değişiyormuş. Ölümcül zararlar falanlar filanlar. Tıp dilinde de buna Stress Cardiomyopathy diyorlarmış. Değişik lan. Belki öyle olmuştur kalbim bi baktırmak lazım. Çömlek gibi oluyor kalp değişiyor şekli.

Neyse. Az evvel şiyir yazasım gelmişti. Yazdım ben de.

Suçlu ve yalnızdım
polis arabasının camlarını kırarken
ışıklar kapatılmış
tanrı kibarca odadan dışarı çıkartılmıştı
görmüştüm,
bıçağın soğuk ışıltısından yansıyan
kalbimin kırıklarını
bir voltada kaç gün törpülenir hayattan
bir öpücükte kaç vuruş çarpar yürek
bir ayrılıkta kaç çatlak
ateşin yaşı kaç
ve suyla çıkar mı bu günah?

Beni başka bir alemde hapsedecek
Yüzüme kapanan bir kapı gibi kapatırken
birileri pamukla deliklerimi,
Hassiktir!
Cenazemde piyanolar çalın.

Batuhan Dedde

Bu da bölüm sonu canavarı olsun amına koyayım,




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder