14 Haziran 2014 Cumartesi

Væ Victis! vol.2

Selamlar...

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi?
Bence öyle. Hatta o kadar hızlı ki. Bu insanlar arasında iletişimsizliğe neden oluyor. Otobanlarda birbirlerinin yanından süratle geçen arabalar gibi geçip gidiyoruz hayatın içinden... Bu da hep eksik yaşamamızı sağlıyor.  

Son zamanlarda fark ettiniz mi? Değişmiştim ben değil mi? Bana öyle gelmişti ya da. Hayatıma dair bir şeyler yapmak telaşına girdim. Bunun için askere bile geldim. Engel olmasın bana diye...

Neyse.

Bundan 4 yıl önce bu geldiğim noktayı hayal edemezdim. İyi bir noktadayım çünkü. Sonra hedeflerim de büyüdü. Baktım ki istediğim zaman gerçekten yapabiliyorum. Dedim ki kendi kendime, neden daha fazlası olmasın. Bütün bu söylediklerim iş anlamında. Yazmak çizmek falan. Son bir yıldır. Hatta ona bir yıldır demeyelim de geçtiğimiz Ekim ayından beri diyelim. Yani Eskişehir'deki cehennemden kurtulup da yeni bir hayata başlama kararı aldığımdan beri. Ben bu zaman zarfı içerisinde değiştiğimi düşünüyorum. 

Daha yüksek profilli işler çıkartmak, mutlu olmamı sağlayacak bir uğraş, stabil, sakin, huzurlu ve mütevazı bir hayat. Bir kadın ve bir kız çocuğu vs...

Nobel de var. Unutmadım elbette. 

Askerden dönünce yıllardan beri yapmak istediğim şeyi yapıp sinema eğitimi falan alacaktım. Biraz Türkiye'de biraz Çek Cumhuriyetinde. Çekler sinemada Allah çünkü.

Sonra dedim gelirim. Kendi senaryolarımı çekerim. Güzel de olur. Var çünkü güzel senaryolarım. Güzel işler yapan adamlar gibi benim de iki gözüm var. Allah'ın bahşettiği ve tek sahip olduğum şey saydığım bir beynim var. Bana kapıları gösterecek güzel abiler de tanıyorum. Yani güzel şeyler yapmak için yeterliydi her şey. Hatta avantajım bile vardı. Yaşım henüz 27. Çok gencim. Başarılı olurum. Türkiye'den bir adam çıkar. Birçok ülkede başarılı olarak gösterilen işler yapar. Filmler, kitaplar. Yapacaktım bunların hepsini. Kafaya koymuş, gecemi gündüzüme katmaya başlamıştım. 

Bütün bunlar tabi ki de vahiyle inmedi. Ben bunları kendi başıma yapacak vizyonda bir adam değilim. Bütün bunları tek başıma yapacak potansiyelim var ama vizyonum yok. Hayatın bokuna batmış, öteki olmuş her yorgun ve kırılmış adam gibi ben de tek başıma kendimi zayıf hissediyorum. Öyle değilsem bile öyle işte.


Neyse. Çok uzatmaya gerek yok.

Bütün bunları yapabileceğimi düşündüren bir enerji vardı. Artık yok. Dolayısıyla bir şey de yok.

Hepinizden Özür dilerim.

Ben artık uğraşmam. Koşturmam peşinden. Vazgeçtim. Vazgeçtiğim şeyler koşturmaca. Örneğin; yeni Zelanda'da bir adama ulaşmaya çalışıyordum. Bir proje için. Bu tür şeyler yok. Nobel yok. Pia yok. Büyük başarılar yok. 

Günün birinde ulusal hatta daha çok bölgesel bir yazar olarak ölmek var. Adımı kazımak varken başarılı işlerin arkasına. Adımın silineceği duvarlara yazıyorum. Bunu tercih ediyorum. 

Üzgünüm. Hiç olmadığım kadar. Ve kendimi kaybetmiş gibi ağlıyorum.

Hayat. Benim en büyük çaresizliğim belki de.

Her şeyden vazgeçtim.

Kusura bakmayın...


Batuhan Dedde

Ahmet Erhan der ki; 

Ben bütün yenilgileri yaşadım
Kalmadı sana hiçbir şey.