19 Temmuz 2014 Cumartesi

Ekmek Arası Müslüm Gürses

"Bu gezegene bak. Ne kadar garip bir yaşam. Ve insan ne kadar karmaşık bir hayvan. Acaba ne zaman ölücem ve nasıl? Bu aralar sıklıkla bunu düşünüyorum. Sahi neden yaşıyorum? Neden çekmek zorundayım bu kahrı? Neden para kazanmak zorundayım? Neden ben intihar edecek olsam üzülecek insanlar var? Ben yaşamak zorunda mıyım? Bana sormadılar, doğar mısın diye...

Yaşım 27. Ne zaman bu kadar büyüdüm ben? Ve niye böyle garip hisler çöküyor üzerime. Şu anda olduğu gibi mesela. Gidecek hiçbir yerim yok gibi hissediyorum. Aslında bütün gezegen benim. Birkaç saat sonra ölecekmişim gibi hissediyorum. Hava da öyle kapalı ki bugün, Attila İlhan'ın Kaptan şiirinde anlattığı Fransa'da yaşıyorum sanki şu an. Oturduğum yer Moda çay bahçesi değil de..."

Yukarıda yazılı olanlar benim günlüğümden, günlüğümün bugüne düşen payından bir kısmı. Günlüğüm bu tür şeylerle dolu zaten. Önceki günlüklerim de öyle. Hepsini saklıyorum. Bir gün ben öldüğümde okursunuz.

Bilmiyorum ya. Ben çok sıkıldım.Eksik olan nedir senelerdir çözemedim. Bir şey de yok aslında şu anda biliyor musun? Ne bir kadın tarafından terk edilmişliğim var şu sıralar, ne bir kadına tutulmuşluğum ne de başka bir şey. Garip ama. Garip hissediyorum. Adı nedir bu hissin bilmem ama pis bir şey. Bok gibi yapıştı paçama çıkmıyor da. Hava değişimine geldim. Yoksa kendimi kesecektim ekmek gibi. Dedim düzelirim belki iyi gelir. Daha çok bunaldım. Sanki her şey daha kötü oldu gibi. Size de oluyor mu böyle? Şu anda mesela evli olsam boşanma kararı alırdım. O kadar büyük bir boşluk düşün işte. Durduk yere hem de. 

Bugün öğlen uyandım. Bir fincan kahve ve birkaç sigara ile kahvaltımı yaptım. Sonra dışarı çıktım biraz yürümek istedim. Yürüdüm de. Moda çay bahçesine gittim. Orada da oturdum biraz. Günlük yazdım. Düşündüm falan. Fotoğrafı ben çektim. O manzarada iyice daraldım ve dedim en iyisi eve gideyim de biraz kitapla alakalı çalışayım. Eve geldim. Bütün şevkim kaçtı. Yazmak istiyorum şu anda. Gerçekten deli gibi yazmak hevesi var ama yazasım da yok aynı zamanda. Kafamın içinden imgeler, düşünceler, cümleler geçiyor. Ama yazmaya isteğim yok. "Offf amına koyim yaa" deyip duruyorum kendime. Neden böyle oluyor bilmiyorum. Bir fikrim yok. Keşke bir fikrim olsaydı.

Dünyayı izliyorum bir kenardan. Kollarımı birbirine kavuşturmuş, bir duvara yaslanmış bir şekilde. Ağzımın kenarında tütün. Bazan bir parça küfür. Bazan kızgınlık işte her neyse. Kan gövdeyi götürüyor. Üzülüyorum. Gerçekten bebekler ölüyor. Çocuklar. Anneler. Babalar da ölüyor. Hem babalar neden ölüyor ki? Ben tanrı olsam babaları öldürmezdim. Sonra kendime kızıyorum. İnsanların dertlerine bak kendine bak bir de diyorum. Filistin'li bir adam da olabilirdim. Şu anda babamın, ailemin ya da arkadaşlarımın cesetleri başında ağlıyor da olabilirdim. Bu düşünce de beni rahatlatmıyor. Utanıyorum da demiş miydim? İnsanlar nelerle uğraşıyorlar, ben nelerle uğraşıyorum. Kafamıza bomba düşer mi diye tedirgin olurken insanlar oralarda, yok yere sebepsiz bir buhran için üzülüyorum. Bundan utanıyorum mesela. "Seninki de dert mi lan?" diyorum kendi kendime. Sonra Edip Cansever uzanıyor rafların arasından, "Her şey rengine göre kanar, bilirsin" diyor. Biraz da olsa rahatlıyorum.

Gittim kendimi mutlu ederim diye, bayağıdır istediğim bir dövmeyi yaptırdım. Değişiklik olurdu hem. Oldu da. Birkaç saat. Gerçi hala mutluyum o dövmeyi yaptırdığım için ama... Amalar var işte. Ama ne? İnan ki bende bilmiyorum. Belki de büyümeyi kabullenemiyorum. 27 yaşında olmayı. 3 sene sonra 30 yaşında olacağım gerçeğini. Olabilir mi? Belki. Şu anda ne yapsan mutlu hissedersin? diye soruyorum kendime, cevabım yok verebilecek. Çünkü şu anda nerede olursam olayım, ne yaparsam yapayım bu hissi geçirebilecek bir şey yok. Şu anda dünyanın sahibi olsam bir bidon benzin döküp çakardım kibriti. Uyusam mesela, uyandığımda hiç bilmediğim bir yerde olsam. Adını bilmediğim, dilini, dinini, kültürünü bilmediğim insanların arasında uyansam. Belki bu iyi hissettirirdi kendimi.


Eksik olan nedir bilmiyorum. Yeniden yaratılmam gerekiyordur belki de... Kayış nerede koptu bilmiyorum. Düşünmek de istemiyorum.


Yazayım biraz rahatlarım dedim belki ama...

Bu yazıyı bile kaç saattir yazmaya uğraşıyorum. İki üç kere yayınlarken tam, vazgeçtim ve sildim.

Çıkıp boğanın oraya bağırasım var; 

HAYAT BOK GÜZEL OROSPU ÇOCUKLARI...

Batuhan DEDDE

Bölüm Sonu Canavarı:





5 yorum:

  1. Bir gün biri galiba bağıracak çıkıp boğanın oraya..
    Güzel yazı.
    Selamlar,

    YanıtlaSil
  2. Dünyada sonsuz huzur ve mutluluk hayalden ibaret. Aslına bakarsan en önemli şey ölümü kabullenmek, bu korkuyu aşmak ve kendi dünyanı güzelleştirecek şeylerden korkmamak. Bence dünyada bizi en çok mutlu eden şey gözü kör bir aşktır.

    YanıtlaSil
  3. bak şimdi.. bu saate kadar nelerle uğraştık? işle güçle, parayla pulla, okulla, anayla babayla dayıyla halayla ama iyi uğraştık arkadaş.. azcık kaldı.. ahmet hala düşünüyo, berker hala tıraş olmadı, oğuz hala bereyle ; benim de hala göbeğim var. kimse bi gelin lan demedi, bi gidin lan hiç demedi; inanmakla olucak iş falan da değil, iyi arkadaşların olucak, on tane biran bi ufak rakın olucak.. seni, dediğini anlamadan takdir eden adamlara ihtiyacın da yok, onlar unuturlar başarılarını hatırlarlar kullanırlar sadece.. ama iyi arkadaşlar, sen yolunda yürürken mutlu olur, başarılı olunca gurur duyar, olamasan da senle rakı yapıştırır pikniğe koşar.. korkmak kötüdür, istifa etmek iyidir, istifa edersen senin korkmadığını anlarlar, bi derdin olduğunun farkına varırlar, ben gördüm seni bile anlarlar, sana inanırlar, başarılı olmaya yine gerek yok, kararlı olsan yeter. kimse açlıktan ölmez, politikacılar yüzünden ölür insanlar. biz sadece işe okula gitmemek için çok uyuyoruz, uykuyu çok seviyomuş gibi davranıyoruz ama benim uykusunu almış arkadaşım da yok, yorgun arkadaşlarım var.. terazi bozuk, büyük sıkıntı bu.. insanların insan olduğunu unutması.. soğanları karamelize oluncaya kadar kavurun, ananız da öyle yapardı. dinlediğiniz soundlardan keyif alın bu kelimelerin piyasası var bu aralar. hayvanları sevin; belki alışır, insanları da seversiniz. lüzumsuz ışıkları da söndürün, eliniz değmişken hes’leri de söndürün, yalan televizyonu da söndürün, akil bi adam olmayın kimse mayına basmasın. hakemler hep kötüdür. işkembe iyidir, kokoreç de iyidir. bizim memlekette bozuğu olmayan adamın bitane parası vardır. Batuhan Dedde iyidir.. işallah iyidir..

    YanıtlaSil
  4. Tek sorun artık 22 yaşında kadıköy de aylak aylak dolaşan bir serseri olmaman.-eski günlere özlem hepsi bu.

    YanıtlaSil
  5. İşim ilginç tarafı ne biliyormusun ağabey ?
    Yazınca rahatlar derler bizim gibiler için veyahut okunan kitaplarda cımbızla çekilmiş, senin için o an'da mutluluk verici kelimeleri okursun.Mutlu olacağını sanarsın. O an ki psikolojiye dalıp o zamana dalarsın. Pişmanlık, hatalar, mutsuzluklar belki de ihanetler sıkar içini..iyice sıkılırsın. Göğsüne balyoz vurmuş gibi olursun kendi kendine..
    İlginç tarafı neresinde bu işin. Her ne olursa, hatta ne olursa olsun herşey Müslüm Baba'ya çıkmak zorunda mı ?
    Sanırsam öyle.
    Müslüm Baba..O herşey ilacıdır.

    YanıtlaSil