18 Eylül 2014 Perşembe

Cahiliye Devri

Merhaba;

Bazen buraya yazmayı çok

istiyorum. Üşenme duygumu aştım ama imkan ve vakit sıkıntım var. 

geriye dönüp baktığımda, askerlik bana çok güzel tecrübeler kattı. Yani neden gelmemişim bu zamana kadar, neden beni böyle korkutmuşlar anlam veremiyorum. Anlam veremediğim bir sürü şey gibi.

çok günlük yazıyorum burada ama. Ve ne yazık ki siz hiçbirini okuyamayacaksınız. Hepsini eşim için yazıyorum. Muhtemelen o da okuyamaz ama. Okuyamadan yakmış olurum. 
yeni kitaplar yazmak isterdim burada. Ancak bloga yazamamamla aynı sebepten ötürü, kitap da olmadı. Fakat elimde bir şiyir, bir hikaye kitabı ve de bir evlilik taslağı var. Sonuncusu belki de hayatımda yazdığım en iyi kitap olacak... 

Ama ben yine de çok bunalıyorum. Cansever'in dedigi gibi, "Ne peki? Yere dökülen bir un sessizliği mi?"

Ne kadar garip bir çağda yaşıyoruz. İnsan sevdiğine çektiği acıyı inandırma uğraşına giriyor bir de.  Bu türlüsü çok çetin. Böyle bir çağın içindeyiz. İyi ki öldüler diyorum, Edipler, Cemaller, Kaanlar, Özgeler. Yoksa ne kadar çok incinirlerdi bugünlerde. O günlerde yaşamak ve onlarla birlikte ölmek isterdim. Bir gün öldüğümde mezar taşıma Süreya'nın öldüğü günün tarihini atıp aslında o gün öldü yazınız. 

Bir problemim var sanırım. Hayır, artık sanmıyorum. Büsbütün bana ait bir sorun olarak sırıtıyor bunca acının arasından. Sorunum: sevgi. Yani ben bilmiyorum sevmeyi de sevilmeyi de. Eskiden galiba ben bilmiyorum derdim ama bunca şeyden sonra direkt bilmiyorum diyorum. Çünkü anladım ki benim problem. Bu yüzden mesela, Behzat Ç hiç izlemedim ama ben sevmeyi bilmiyorum gibisinden bir repligi var. Çok içime işlemişti o ilk gördüğümde. 

neyse. Siz nasıl seviyorsunuz? Bana anlatabilir misiniz? Ciddiyim. Yani sevdiğiniz insanı merak ediyor musunuz? Haber alamayınca bu merak git gide yerini sinire bırakıyor mu? Ben askerden gelince bu konuda ciddi psikolojik yardım almak istiyorum. Ta küçüklükten kaynaklanan bir şey bu. Civcivimi öldürmüştüm. Avcumun içinde tepiniyordu. 3 gün olmuştu daha onu alalı. O kadar çok seviyordum ki. Avcumun içinden kurtulup kaçacak sandım. Sıktım bende avcumu. Sonra cok ağladım. Ona zarar verdiğim için kafamı duvara birkaç kez vurdum. Üçüncüye vuruyordum ki annemin tokadı patladı yüzümde. Napıyosun sen gerizekalı diye bağırarak. Nerden öğrendim bilmiyorum bunu. Sevdiğim bir şeye zarar verince bana da zarar gelsin istiyorum. Bu durum hâla böyle. Annnemin tokadının uzanamayacağı yaştayım. 

Gerçekten. Bir sevgi nasıl olmalı? Burayı okuyan, benden yaşça büyük insanlar var. Onlardan biraz tavsiye ve öneri  bekliyorum. Ne yapmalıyım kendimi paramparça etmemek, karşımdaki insanı uzmemek için? 

Neyse.

bir de insan gerçekten dostu düşmanı askerdeyken öğreniyor. 123 gün sonra benim askerliğim bitiyor. Sivilken canım cicim kardeşim diye götümde gezip burada olduğum sürece bi merhaba bile demeyenler,  bugünden sonra da merhaba demesinler. Çünkü annelerini... :) 

neyse.

bana gerçekten sorduğum şeyleri anlatırsanız çok sevinirim. Ben artık avuçlarımı sıkmak istemiyorum...



bölüm  sonu canavarı:
azer Bülbül - iyi değilim.



7 yorum:

  1. Batuhan Doz Sıkıntısı Var.Çok sıkınca öldürüyorsun az gevşeyince gidiyorlar tıpkı civcivler gibi !

    YanıtlaSil
  2. bu ara bizim evde bir kedi var onu sürekli öpüp sıkıştırıyorum. : ) içimden sevmek sevmek sevmek geliyor, onunla ilgili acaba burada olmaktan mutlu mu ya da ne düşünüyor diye merak ediyorum. hayatıma giren kişileri de hep bu kafada sevdim sanırım. istediğim şey karşı taraftan anlaşılabilmekti; ama hiç olmadı. bir gün eniştem ile dertleşirken seni seven zaten arkandan gelir merak etme dedi, güç verdi o sözleri bana..
    yıldız tilbe---> "benim kafamı yaşayamazsınız bende sizin kafanızı yaşayamam her kafa kendi içinde işte heheh))" her kalp de kendi içinde gibi.. : )

    YanıtlaSil
  3. Her aklına eseni yapmamak, her ağzına geleni söylememek başlangıç olabilir.. Bir adım atmadan önce iki kere düşünebilirsin.. Bir kendi adına, bir "onun" adına.."Söylediğim söz nereye gidecek, gittiği yerde onu nasıl etkileyecek" gibi.. Sadece ona davranışların veya ona sarfettiğin sözler için değil... Örneğin bir kız arkadaşınla sokakta sohbet ederken bile, sevdiğin kadının bunu nasıl karşılayacağını düşünerek hareket etmelisin.. (gibi gibi gibi...)
    (Umarım direk akıl verme gibi olmamıştır.. Dahasından da bahsetmek isterdim ama ne gerek var)

    YanıtlaSil
  4. Bu yazdıklarına bide olumlu tarafından bak.

    YanıtlaSil
  5. nasil sevmelisin biliyor musun abi? korkarak.. ondan haber alamadiginda deliye dönerek sonra sesini duyduğunda ona kizmaya kiyamayarak. sevmelisin,mantiginla uyuşan birine kalbini vermelisin yoksa yine aci cekersin. koklayarak öpmelisin sevdigini,dokunmaya kiyamamalisin,ondan bi kiz cocugunun olmasini hayal ederek sevmelisin. sen,sevip sevilmeyi hakeden sayili insanlardan birisin cunku sen artik İsmail'sin

    YanıtlaSil
  6. Romantizmi sadece cinsellikten ibaret sana kadınlar tanıdım.. Satırlarında o kadınlardan bahsederek onlara selam duran şair de denen o ayılardan da değilim. Böyle hayatı anlattığım anlarımda şerefli bir devlete rast gelmişçesine şaşkın olurum. Hayatı umursamayan bir ahmağım sanki, hatalarımdan ders almadan bolca aşık oldum. Ucuzluğu yüzünden bir çoklarının ilgisine odak olmuş kadınlardı onlar... Biri hariç: Lebbeyk yeşil mandalinam lebbeyk.

    YanıtlaSil